Kendi ofisinin olması güzel, ya sorumluluklar?

Son zamanlarda her şeyin fiyatı arttı. Her gün yeni bir zam haberi ve artan döviz fiyatları sonucu azalan alım gücüyle kar karşıya geliyoruz. Bir yandan hizmet ve fikir üretmeye devam etmemiz gerekirken bir yandan da her gün karşılaştığımız olaylar enerjimizi düşürüyor ve umutsuzluğa kapılmamıza sebep oluyor. Bu da bir kısır döngünün içine sokuyor bizi. Hal böyleyken hepimizin ilk düşündüğü ‘’Maliyetleri nasıl azaltırım? Harcamaları nasıl kısarım? Acaba nereden başlasam?’’ oluyor.

Önce aylık sabit giderlerden başlanır genelde. Hiç gönlümüz elvermese de; eğer varsa çalışan sayısını azaltmak gelir ilk olarak akla. Pek sevimli bir yöntem değildir maalesef. Sonra genel olarak tüm ofis giderleri gözden geçirilir. Kira, stopaj, aidat, aboneliklerin ödemeleri, temizlik, mutfak giderleri diye uzar gider liste. Bunlar hem maddi hem de manevi külfettir hepimiz için.

Peki bunun çözümü nedir? Aslında çok basit. Son yıllarda tüm dünyada oldukça popüler olan paylaşımlı ofis (co-working) sistemine dahil olup tek bir ödemeyle listedekilerin hepsine sahip olmak. Sadece işimize konsantre olup daha yaratıcı fikirler üretip katma değer yaratabilmek için bazı sorumlulukları sistemin temsilcilerine devredip önümüze bakmak.

Dünyada oldukça fazla olumsuz gelişme varken, en azından ofisiniz hayatınızı kolaylaştırıp işinizi geliştirmenize yardımcı olsun dimi ama? Kapıdan girdiğiniz anda mis gibi kahve kokusu, tertemiz bir ofis, güler yüzlü bir karşılama ve olası iş ortaklıkları kurulabilecek yan masa ya da yan oda komşuları. Daha ne olsun 🙂

Sonuç olarak, bu sistem sayesinde ofis sahibi olmanın bir çok sorumluluğundan feragat edip sabit giderleri çok daha makul seviyelere indirip sadece işimize odaklanabiliriz.

Daha az sorumlulukla daha özgür, daha verimli ve daha kazançlı olabiliriz.