Aslında ben beyaz yakalı bir plaza çalışanıyım…

Takvimler 2017 yılının Aralık ayını gösterdiğinde, kariyerimde bir dönüm noktasına gelmiştim. Yaklaşık 2 yıldır Bölge Eğitim Uzmanı olarak icra ettiğim görevime Eğitim ve Gelişim Uzmanı olarak devam edecektim ve beni İstanbul’da şirket merkezinde görmek istiyorlardı. Bunun düşüncesi bile tüylerimi ürpertiyordu ve önemli bir görüşmeden sonra yöneticimi Eskişehir’den tüm iş süreçlerini yürütebileceğime ikna etmiştim. Sırada Eskişehir’de bir ofis tutmak vardı.

Plazanın kalabalıklığından, pis havasından, yapay sohbetlerinden, gereksiz yüzlerden, sürü gibi hareket etmekten, servis kullanmaktan nefret ediyordum. Ancak tek başıma da bir ofiste olduğum zaman sıkılacağımı çok iyi biliyordum. Açıkçası sıkılmaktan çok biraz fazla rahat olacağımı biliyordum. Düşünsenize bir ofisiniz var ve o ofisi sizden başka kimse kullanmıyor. Haftada birkaç kez Microsoft Teams ya da Skype Kurumsal ile görüntülü toplantıya katılıyorsunuz ve sonrasında işlerinizi yaparken sizi izleyen kimse yok. Büyük ihtimalle böyle bir düzenim olsaydı o ofisi üniversite yıllarındaki öğrenci evime çevirirdim. 😊  Bu sebeplerden dolayı hem kalabalık olmayan hem de sorumluluk almayacağım (elektrik, su, doğalgaz, internet, temizlik, çay, kahve, oralet, limonata 😃) bir ofis arayışına girdim. Neyse ki sahibinden.com sitesinde yer alan Unit090 Paylaşımlı Ofis ilanı ile bu arayışıma çabucak son verdim.

Unit090 hem şehrin içinde hem de Porsuk Çayı kıyısında, yeşil bir alanın yanında yer alıyor. İnsan çalışırken camdan dışarı baktığında kendini Kanlıkavak mevkinde (www.instagram.com/stories) gibi hissediyor. Ofisin içindeki minimal konsept, iyi bir tasarımcının elinden çıktığını gösteriyor ki çok geçmeden bu kişinin aslında ofisin sahiplerinden Seda Kürkçüoğlu olduğunu öğreniyorum. Meğer ofisteki her şeyi ortağı Ayşem Gökbayrak ile birlikte hem tasarlamışlar hem yaptırmışlar hem de ofisi kurarken birer işçi gibi çalışmışlar. Böyle samimi ve içten bir mekan oluşturup, Eskişehir’e olmayanı bizlere sunan bu genç kadınlara teşekkür etmeden duramayacağım. Ofiste bir de Hicran ablamız var ki adeta bir koruyucu melek. Bunların yanı sıra ofiste bulunanların hepsi kendi şirketinin sahibi ve tek maaşlı çalışan benim. Kendi işlerinin sahibi farklı sektörlerden insanlarla aynı alanı paylaşmak bana çok şey öğretiyor ve öğretmeye de devam edecek. Cesur kararlar almanın olumlu ve olumsuz sonuçları, işini yaparken sahip olduğun sınırlar, kalıplardan uzak özgür düşüncelerle üretme, sınırları kendin belirleme gibi bir çok kritik nokta var ve onların yanında bazen kendimi hapsolmuş gibi hissediyorum ama bu ayın 1 inde maaşım yattığında birden yok oluyor. 😃 Ofis arkadaşlarıma göre kendi işimi kurmak için çok geç kalmışım ancak ben hem sektörden hem de paylaşımda bulunduğum onlardan biraz daha öğrenmek istiyorum. Nihayetinde o derin ve uçsuz bucaksız sularda yüzmeye karar verdiğimde onları yan masamda bulabileceğim ve bunu Unit090’a borçluyum.

Unit090’da hem çok samimi bir çalışma ortamı var hem de çok profesyonel şekilde yürüyen bir süreç var. Standartları ve rutinleri olan bir anlayış hakim.

İş hayatında öğrendiğim en önemli olgulardan birisi global düşünüp global hareket etmek gerektiğidir ve bu kadınlarda bu kumaş var.

Umarım ileride onlarca şubesini göreceğimiz bir zincire dönüşürler.

Aslında ben beyaz yakalı bir plaza çalışanıyım ama Unit090 beni o keşmekeşten kurtarıyor!

 

Teşekkürler.

Ümit Hasçelik

DeFacto, Eğitim ve Gelişim Uzmanı